İZİNİ SÜRDÜĞÜMÜZ YIKIM PROJELERİ

FOTOĞRAFLAR: M. CEVAHİR AKBAŞ

Melet Havzası’nda yıkımın izini sürdüğümüz saha gezisinde sırasıyla
durduğumuz proje alanları ile ilgili bilgileri, ORÇEV’den Gül Ersan ve
Ertuğrul Gazi Gönül anlatımlarıyla derledik. Videolarına, önceki sayfada
yer alan QR kodlardan ulaşabilirsiniz.

1) DOLGU ALANI

Fotoğraf: Lorem İpsum

“Şu anda Melet Irmağı’nın ağzındayız. Melet Irmağı Sivas ili, Koyulhisar ilçesi, Ortakent köyü sınırlarından doğar. Koyulhisar’dan sonra Mesudiye, Kabadüz, Ulubey ve Ordu merkezden geçerek Karadeniz’e ulaşır. Ordu Büyükşehir Belediyesi’nin projesine göre Soya Yağ Fabrikası’nın önünden başlayıp buraya kadar deniz doldurularak 15 metrelik bir yol yapılacak. Ayrıca bu projeye göre Melet’in iki ağzında da, biri 700 metre diğeri 390 metre olmak üzere 30 metre genişliğinde 2 tane mendirek inşa edilecek. Aynı zamanda Melet, Ordu’daki balıkların yumurtlama alanı ve Ordu’daki balıkçıların da avlanma sahası. Bu proje Ordu’daki zaten azalan balıkçılığın da sonu demektir. Başka bir tehlikeyse, iki tane mendirek yapıldığı zaman ırmağın getirdiği alüvyonların denize doğru boşaltılmasının engellenmesi. Bu sefer deniz içeri girmeye başlayacak. Soya’nın önündeki dolgu alanında da kum doğu tarafına kaymadığı için batı tarafı kumla dolmaya başlayacak. Bugünkü Soya’nın önünde deniz değil koca bir kumsallık alan göreceğiz.”

Ertuğrul Gazi Gönül

2) ORDU HES

“Ordu sınırları içerisinde Melet Irmağı üzerinde 7 tane HES projesi var. Arkamdaki Ordu HES, Karadeniz’den itibaren ilk HES. Diğer HES’ler yukarıya doğru devam ediyor. Bu HES yapılmaya başlandığında ruhsatı yoktu. 2010 yılında burada bazı çalışmalar olduğunu duyduğumuzda geldik baktık. Dere yatağında çalışmalar ve yol yapımı vardı. Bunun üzerine biz de Çevre ve Şehircilik Bakanlığı İl Müdürlüğü’ne şikayette bulunduk. Oradan bir şey çıkmayınca Savcılık’a müracaat ettik. Savcılık kanalıyla burada incelemelerde bulunuldu. Valilik’ten bize gelen yanıtta, burada 5 tane HES projesi olduğu, bunun 3 tanesinin çeşitli nedenlerden dolayı ceza aldığı ve faaliyetlerinin durdurulduğu, 2 tanesinin de iptal edildiği söyleniyordu. 2011 yılında “ÇED olumlu” kararı çıktı. Daha sonra biz dava açtık. O zamanlar bizim avukatımız da yoktu, açtığımız ilk dava sayılır. Uzun süreçlerden sonra, İdare Mahkemesi bizi ehliyetsiz buldu çünkü davacı olabilmeniz için HES’in bulunduğu mahallede oturmanız gerekiyordu. Bizse Ordu’nun çeşitli ilçelerinde yaşayan insanlarız. Ordu İdare Mahkemesi reddetti. Danıştay buranın kararına uydu ancak Danıştay Başkan Vekili karara uymadığını belirtti.”

Gül Ersan

3) Kozbükü HES

“Kozbükü HES, Karadeniz’den buraya kadar Melet Irmağı üzerinde Ordu HES’ten sonra ikinci HES. Buna 2008 yılında “ÇED olumlu” kararı verilmişti. Biz 2011 yılında dava açtığımızda yine ehliyetsizlik nedeniyle Ordu İdare Mahkemesi tarafından reddedildik. Yalnız mahkeme heyeti başkanı karşı oy kullandı. Çünkü Türkiye’de yaşayan herkesin böyle bir davayı açabileceğini ve bunun anayasal hak olduğunu belirtmişti. Daha sonra biz kararı temyize taşıdık. Danıştay da onadı ehliyetsizliği. Kararda düzeltme istedik. Şimdi Danıştay’ın vermiş olduğu kararda başkan vekili karşı oy kullandı. Karar düzeltmede de iki üye karşı oy kullanmasına rağmen ne yazık ki biz bu davaları sürdüremedik. Anayasa Mahkemesi de bizleri reddetti. En sonunda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulundum, onun sonucunu bekliyorum.”

Gül Ersan

4) Hafriyat Alanı

“Bu yol, Ordu Dere Yolu olarak geçiyor. Son zamanlarda Karadeniz’i Akdeniz’e bağlayan bir yol olarak planlandı ve yol genişletme çalışmaları yapılıyor. Bundan 10 yıl önce burası HES’lere ulaşım yolu olarak kullanılıyordu ve yol genişletme çalışmaları yapılırken hafriyat hep dere yatağına atıldı. Biz bunları tespit edip ilgili kurumlara gönderdik. Dilekçelerimizi verdik ama hiçbir sonuç çıkmadı. Hatta Ordu’daki Muhtarlar Derneği’ne gidip sunum yaptık muhtarlara ama ‘Yol yapılmasını istemiyorsunuz, gelişmesini istemiyorsunuz’ diye suçladılar. Melet Irmağı hiçbir şekilde rahat bırakılmıyor. Kurumlara yaptığımız şikayetlere bazen şöyle yanıtlar da alabiliyoruz: ‘Ön ödemesi yapılmıştır.’ Yani yapılacak bir şey yoktur gibi. Yani yasalar da şunu söylüyor: Evet, cezasını öde ve kirlet.

Gül Ersan

5) Darıca II HES

“Burası Çambaşı Barajı’ndan gelen suyun Melet Irmağı’na döküldüğü yer ve burada Darıca II HES var. Turnasuyu Irmağı’nı besleyecek olan iki tane derenin suyu Çambaşı Barajı’nda tutuluyor. Ve oradan tünellerle ve cebri borularla buraya getiriliyor ve Melet yatağına aktarılıyor, burada enerji üretiliyor. Çambaşı Barajı yapılırken orada çıkan hafriyatlar, atık sular yeterince dinlendirilmediği için havuzlardan dereye direkt salınıyordu. Yani Melet Irmağı’na gelecekti o sular. Biz Savcılık’a suç duyurusunda bulunduk. Kamu davası açıldı, bilirkişi gitti. Yapılan tahlil sonucunda oradan çıkan suda limitin 566 kat üzerinde canlı sağlığını tehdit edecek metal bulundu. Buna rağmen bilirkişi bunun çok da büyük bir sorun olmadığı yönünde bir rapor verdi. Ve ne yazık ki şirket hiç ceza almadan kurtuldu.”

Gül Ersan

6) Çambaşı Barajı

“Kastamonu Loç Vadisi’nden kovulan ORYA Şirketi, Ordu’nun Kabadüz Turnalık Bölgesi’ndeki İkidere mevkiinde bu barajı yaparak büyük bir HES projesi başlattı. Barajı besleyen iki dere, aslında Turnasuyu’na gitmesi gerekirken, yani Melet Irmağı’nın daha doğusundaki bir ırmağa akması gerekirken bu barajda toplandı. Toplanan sular borular ve tüneller ile Melet Irmağı’na indirilecek, oradaki santralde elektrik üretimine başlayacaklar yakında. Burası Ordu’nun yüz akı şenliklerinden biri olan Vosvos Şenliği’nin kampıydı. Türkiye’nin her yerinden, hatta farklı ülkelerden gelen Vosvosçular burada kamp kurarlardı. Çevreyi gezer ve diğer yaylalara giderlerdi. Ordu’nun tanıtımı için de çok hoş bir şenlikti ama tüm itirazlara rağmen HES yine de yapıldı. Buraya dava açtık biz, kişi olarak. Ne yazık ki bu ilçede yaşamadığımız için İdare Mahkemesi tarafından reddedildik. Fakat buradaki çalışmaları takip ettik. Takibimiz süresince verdikleri ÇED raporlarına ve taahhütlere uymadıklarını tespit ettik, Savcılık’a suç duyurusunda bulunduk. Bunlar neydi? Çıkardıkları hafriyatları gelişigüzel sağa sola atıyorlardı. Tünellerden çıkan taşlarla birlikte madenleri de sağa sola atıyorlardı. Hatta dinlenme havuzlarında bekletmeleri gereken atık suları doğrudan dere yatağına bırakıyorlardı. Bunun üzerine kamu davası açıldı ve bilirkişi geldi, incelemesini yaptı. Atık suların bırakılmış olduğu yerden itibaren dere yatağındaki suda limitin 566 katı canlılara zarar veren maddeler bulundu. Raporda ‘Atık sular seyrelerek ilerliyor’ dendi. Bunun üzerine ceza verilmedi kendilerine. Zaten sürekli önümüze çıkan bir şey var: Ön ödeme. Yani ‘Kirletirim, cezasını da veririm’ anlayışı vardı. Hep bu yönetmelikten yararlandılar. Atıklarını ormanlara, dere yataklarına döktüler. Şantiyelerinin giderlerini caddeye, karayoluna bıraktılar. Ne yaparak şirin gözükmeye çalıştılar buranın halkına? Çıkan çakılları çevredeki Taşbaşı, Çelikkıran gibi obalara verdiler. Oradaki insanlar bu taşlardan, çakıllardan evlerinin önüne yol yaptılar. Ramazan ayı boyunca sahur yemekleri, iftar yemekleri verildi. Burada işçiler çalışıyordu. Bir kasap vardı, iki kasap oldu. Bir tane fırın vardı, üç tane fırın oldu. Daha sonra yaşadıkları sıkıntılarla buranın halkı rahatsız oldular ama iş işten geçti.”

Gül Ersan

7) TOPÇAM HES

“Topçam Barajı ve HES’in temeli DSİ tarafından 1997 yılında atılmış. Bu baraj Mesudiye ilçesi sınırları içerisinde. Barajın ve HES’in inşaat çalışmaları uzun yıllar sürdü. Üretime ancak 2016 yılında başlanabildi. Yani 19 yıl sürmüş yapımı. Topçam HES’ten bırakılan sular hemen aşağısındaki Darıca-I HES için su tutulan Karıca Regülatörü’nde biriktiriliyor. Topçam Barajı ve HES Varlık Fonu’na devredilmesi muhtemel baraj ve HES’ler arasında da yer alıyor. Barajlar ve HES’ler için, yapıldığı bölgede ekonomik ve sosyal alanda gelişme olacağı söylenir hep. Ancak biz şimdiye kadar tam tersi durumlarla karşılaştık. Topçam’da da böyle oldu. Burada yaşayanlarla yaptığımız görüşmelerde bir iki kişi dışında kimseyi işe almadıklarını, ırmaktaki suyun azaldığını, barajdan habersiz bırakılan su nedeniyle insanların boğulma tehlikesi geçirdiğini söylediler.”

Gül Ersan

8) BOZTEPE HES

“Mesudiye ilçesinde yapılan Boztepe HES inşaatını ilk gördüğümüzde yıl 2011’di. Melet Irmağı yatağı içerisine girmiş iş makineleri hem suyun yolunu değiştiriyor hem de ırmak yatağını daraltıyorlardı. Proje kapsamında yer alan yol çalışması sırasında çıkan hafriyatı rastgele her yere dökmüşlerdi; ırmak yatağına, ağaçlık alanlara, hatta mezarlığın içine bile dökmüşlerdi. Boztepe HES 2013 yılında faaliyete başladı.”

Gül Ersan